ÖĞRETMENE VERİLECEK EN GÜZEL HEDİYE

ÖĞRETMENE VERİLECEK EN GÜZEL HEDİYE

YAZI-YORUM, YAZACAĞIM BİLDİKLERİMİ-ONBEŞ

ÖĞRETMENE VERİLECEK EN GÜZEL HEDİYE

Dr. Yusuf KILINÇ

2021-03-30 18:20:54

Bir yazımda öğretmen, eğitim ve dayak konusunda hatıralarımı anlatmıştım. Bu yazımın yorumlarından bir tanesini sizlerle paylaşmak istedim.. Sizi sıkmak istemezdim ama hoşuma giden, ruhumu okşayan bu güzel sözleri duymak istersiniz diye düşündüm... Noktasına virgülüne dokunmadan... İçinden gelerek ne yazdıysa size arz ediyorum... Baki selamlar...
Kıymetli Yusuf hocam izninizle ben de okul anılarımın arasından, hafızamda yer edinmiş küçük bir kesitini paylaşmak istiyorum.
Lise eğitimimi Ereğli Endüstri Meslek Lisesi (EML), Tekstil-Dokuma Bölümü öğrencisi olarak bitirdim. Bölümümüz Dokuma idi ama bizim tesviye dersimiz vardı müfredatta. Bu ders bize ilkin çok anlamsız gelmişti. Motor, Torna-Tesviye yada Metal İşleri bölümün dersi olabilirdi ama biz dokuma bölümü öğrencisiydik, bizim işimiz olsa olsa iple kumaşla olur, alet edavatla ne işimiz vardı. Aynen böyle düşünmüştük -ki sonraki yıllarda Revizyon dersi adı altında koca dokuma vs. makinalarını söküp takmıştık. Bu işlemleri yapacağımız aletleri tanımamız ve kullanmayı öğrenmemiz için tesviye ön hazırlıkmış meğer.-☺
Ders süresi bir sene miydi, bir dönem miydi tam hatırlamıyorum. Dersi Torna-Tesviye atölyesinde görüyorduk. Atölye, içinde irili ufaklı bir çok alet ve alet takımlarının olduğu, makina yağı kokan kocaman bir salondu. Salonda itinalı bakımdan dolayı gayet iyi büyümüş bir kaç tane saksı bitkileride vardı. İtinalı diyorum çünkü bir ara yapraklarının tozunu ıslak pamukla sildirmişti hocamız bize. "Aman çok nazik davranın" demişti. Bir çiçeğe bile nezaketi ihmal etmeyen bir hocanın öğrencilerine olan merhametini ve nezaketini düşünün artık.
Tesviye hocamız genç, yakışıklı, duruşu ve kişiliğiyle babacan ve sempatik, tevazu sahibi biriydi. Ciddi tavırlarının yanısıra esprili yanı da vardı. Eğitim bilinci ve öğrencilerle iletişimi ile de öğretmenlik mesleğini hakkını veren eğitimcilerdendi.. Temiz ve düzenliydi. Çalışırken bu konuda da gerekli uyarıyı yapardı. Üzerine her zaman beyaz bir önlük giyer, okul içinde hep o şekilde dolaşırdı. Hiç sivil kıyafetli gördüğümü hatırlamıyorum. Görmüş isem de çoğunlukla beyaz önlükle olduğu için hafızama kayıt olmamış. Bir eli o beyaz önlüğün cebinde, bir elinde de koltuğunun altına sıkıştırdığı defter, gönye, cetvel vs. olurdu. Sınıfça da hocamıza karşı büyük bir sevgi ve saygımız vardı. Kendisinden çekinmemiz korkudan değil saygıdandı.
Atölyede üzerinde öğrencilerin çalışma yapacağı bir takım aletlerin bulunduğu ve birer tane de mengenenin bağlı olduğu ahşap masalar vardı. Hocamız tesviye dersinde hepimizin eline aşağı yukarı 5x8X2cm ebatlarında kesilmiş, çok düzgün olmayan demir parçaları yani sizin deyiminizle demir takozları ☺ vermiş ve standart bir ebat ölçüsü belirleyip o parçaları kenarları ve köşeleride yuvarlayıp, eğeleye eğeleye o ebatlara getirmemizi istemişti.
Her birimiz birer mengene başına geçmiş, parçaları mengeneye sıkıştırıp birbirimizle yarış içinde vira demir eğelemiştik. Biz o ölçüye getirdiğimizi sanıyor, emin edayla hocamıza gösteriyor, hocamız da kumpaslayıp ölçüye gelmeyen yerleri gösterip, "eğeye devam" diyordu. Kumpasın hasasiyetini ilk orada öğrenmiştim. Eğe yapmaktan avuçlarımız su toplamış, hatta ellerine üstübü saranlarımız olmuştu.
Sonrasında ölçüsü tamam olan parçanın sırasıyle üzerine matkapla ikişer delik açmış ve o deliklere de klavuz yardımıyla yiv açmıştık. Teknik şuydu; "İki ileri bir geri."
Bir dönem boyu o parçaları tesviye etmiş ve tabi sonunda o parçalardan not almıştık. 100 değildi ama 90 küsürlerde bir not almıştım. Sanırım bir köşesini biraz fazla eğelemişim. Kumpas öyle demişti.

Halen gündelik hayatımın içinde zaman zaman kullandığım Kurbağacık anahtarı, boru anahtarı, lokma takımı, alyan takımı, Tornavida çeşitleri, eye çeşitleri, açık ağız anahtar numaraları, kumpas kullanımı vs. bunları hep o tesviye dersinde öğrenmiştim.
Ve o derste öğrendiğim bir şey daha vardı:
O kocaman atölyeye girdiğimizde kapının tam karşısında, ileride, atölyenin sonuna doğru solda kocaman bir kauçuk bitkisi, arkasında duvarda da göze çarpacak şekilde metalden harflerle yazılmış kocaman bir yazı vardı. İlk orada okumuştum bu sözü ve çok hoşuma gitmişti. Atölyeye her girdiğimde öncelikle ilk o yazıyı okurdum:
"KESER GİBİ OLMA HEP BANA HEP BANA, RENDE GİBİ OLMA HEP SANA HEP SANA, OLACAKSAN TESTERE GİBİ OL BİR SANA BİR BANA."
Saygı değer beyaz önlüklü Yusuf hocam, sizi ilk tesviye dersinde tanıdım. Ve sonraki karşılaşmamız Ereğli Meslek Yüksek Okulunda oldu. O kısa süreli derste öğrenmemiz gereken herşey öğretilmiş sanırım ki burada bir tesviye dersimiz yoktu. ☺
Eğitime büyük emek vermiş ve halende bu yönde çalışmalarına devam eden çok kıymetli emektar Yusuf hocam, sizi tanımaktan, öğrenciniz ve hemşehriniz olmaktan büyük gurur duyuyor ellerinizden öpüyorum. Saygı ve hürmetlerimle.
Buradan Ereğli Endüstri Meslek Lisesi ve Ereğli Meslek Yüksekokulu öğretmen ve öğrencilerine selamlarımı iletiyorum. Dünya hayatını tamamlayıp ahirete intikal edenlere de Allahtan rahmet diliyorum.

Hatice AYDOĞDU DEMİR
Anamur/MERSİN

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Güvenlik Kodunuz 59782

Kullanıcı Adı

 
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRx
Türkiye’nin finansal teknoloji girişimlerine darbe vurdular
Türkiye’nin finansal teknoloji girişimlerine darbe vurdular
SÜ ve Tarım Müdürlüğü’nden tarımsal eğitim işbirliği
SÜ ve Tarım Müdürlüğü’nden tarımsal eğitim işbirliği