Malatya’dan KONYA’YA

Malatya’dan KONYA’YA

YAZI-YORUM, YAZACAĞIM BİLDİKLERİMİ-ON

Malatya’dan  KONYA’YA

Dr. Yusuf KILINÇ

2021-03-03 19:20:57
İzlenme : 651

1974 senesinin Aralık ayının sonunda Malatya'dan Ereğli'ye soğuk bir kış günü hastalanarak geldiğimi daha önce söylemiştim. Aradan birkaç gün geçti toparlandım .Annem babam ve ben birlikte Konya'ya, Konya Teknik Lisesi'ne kaydımı yaptırmaya gittik.

Konya garajından ki şimdiki mevcut olan değil, eski garajdan üç tekerlekli pırpır dediğimiz triportör küçük yolcu araçlarına binerek, şimdi yıkılmış olan şehir stadyumunun karşısında bulunan Konya Teknik Lisesi'ne vardık. Okul müdür yardımcısı Ali Zengin bey Konya'da yaşayan bir tanıdığımızın arkadaşı idi. Selam götürmemizi söylediler. Annem rahmetli, bir küçük torba şeker, leblebi aldı, aklı sıra hocaya ikram olsun diye götürdü. O gün okula kaydımız oldu, nerede kalacaktım, kalacak yer neresi olacaktı. Benden önce Konyaya gelen arkadaşlarımı hiç akıl etmemişim.Zannedersem Ali Bey akıl etti. Eski Konya hapishanesinin karşısında Karma Ortaokulu'nun hemen bitişiğinde bir yurt vardı. Hala da var biliyorum. Yurt tahmin ediyorum ki o zaman anlamamıştım ben, daha sonraları öğrendim bir cemaat yurdu olmalıydı. Yurda beni kaydettiler, annem babam ayrıldı Konya'dan.

Kış günü kaloriferler çok sıcak değil, sabah kahvaltısı erken veriliyor. İlk defa orada demir bardaklar içerisinde çay içtim. Ekmekler belki bir haftalıktı, ince dilimler halinde kesilmişti, tabii ki açık renkli çaylar, masada zeytin ve varsa beyaz peynir. Ben orada bir ay ancak kalabildim, üşüdüm hastalandım. Benden önce Konya'ya gelen arkadaşlarımdan kendileri ile beraber kalmayı talep ettim. Nuri, Nihat, Faruk Konya'da bir ev tutmuşlardı. Aydoğdu Mahallesi'nde demiryolunun hemen yakınlarında, ben de onların yanına yerleşmiş oldum.
Okulda dersler başlamış, Malatya'dan 1. Yarıyılın tek yazılı notlarını alarak gelmiştim. İkinci yazılılar başladı, konyada ki hocalar da güzel dersler anlatıyorlardı. Malatyada aldığım notlarla Konya'daki aldığım notları birleştirip karne notu olarak verdiler. Konya bize çok iyi geldi, şubat tatilinde memleketimize rahat geldik. İkinci yarıyıl başlamış, havalarda ısınmaya . Derslerimiz çok güzel gidiyordu. Hatta okulumuzda ara paydoslarda,
öğle saatlerinde müzik yayınları da yapılıyordu. Okul müdürümüz Fikret Bey, atölye öğretmenlerimiz Sadettin Bey, yine bizi yetiştirmek için çabalayan,hiç güldüğünü görmediğimiz, devamlı ders anlatan, boş bir dakika bile geçirmeyen Ali Karanfil Bey, öğrenciler Redkit diyordu kendisine. Diğer hocalarımızın hepsi Malatya'dakiler
kadar kıymetliydiler kaliteliydiler. O sene Teknik Lise 3. Sınıfın sonunda bize fark atölye dersi sınavı yaptılar,
endüstri meslek lisesi diploması almış olduk. O yıl Üniversite sınavlarına bu diplomayla müracaat ettik, hatırlıyorum Ankarada bir üniversite kazanmıştım ama 4. sınıfı da okuyarak Teknik Lise mezunu olmak istedim.1976 da mezun oldum. Konya'da çok güzel günlerimiz geçti. Konyalı arkadaşlarımız bizi bağrına bastılar, kaynaştık. Ali, lütfü, hızır, cemalettin, halit, çetin, gazyağı ibrahim, iskender, fuat, yusuf, osman nuri, ahmet güzel arkadaşlarımızdı. Bunlardan bazıları ile yollarımız Ankara da Üniversitede aynı mekanda kesişti.
Siyasi yelpazenin çok sağında solunda kavgalı, gürültülü patırtılı bir durum yoktu okulumuzda. Daha önce de bahsettiğim gibi bir ülkücülük sevdamız vardı, tarafımız belli idi. Okulda ülkücüler Türk bayrağı rozeti takmaya başladılar. Sol görüşlü arkadaşlar okulumuzda sınıfımızda vardı, onlarda Atatürk rozeti takmaya başladılar. İşin garip tarafı şu ki, Atatürk'le Türk bayrağının çelişkili olması mümkün değildi, gruplaşması mümkün değildi. Ama gelinen noktada iki güzel güzide değerimiz, Bayrağımız ve Atatürk'ümüz iki farklı grubun idolları olarak benimsenmişti. Çok kavgalı gürültülü bir dönem geçirmedik. Konyada Akademi vardı, Eğitim Enstitüsü vardı, oralardan ara sıra gürültüler geliyordu.

Hafta sonları özellikle havaların güzel olduğu günlerde Konya'dan Ereğli'ye gelip gitme imkanımız oluşmuştu. Cuma akşamı geldiğimiz Ereğli'den pazar akşam üzeri Konya'ya dönmek mümkün oluyordu. Bu gelmeler gitmeler benim Üniversite sınavlarımı ÇOK ETKİLEDİ ÇOK.. 975 - 976 öğretim yılında babam köye taşınmış, köyümüzde pancar kuru fasulye ekimleri yapmaya başlamıştık. Çok yardımcı oldum pancar sökümünde, pancar kesiminde pancar yığınlarının açılmasında, yüklenmesinde, arabaya pancar sırası yapılmasında, pancarların fabrikada boşaltılmasında.. . 1976 yılı haziranın sonunda Konya Teknik lisesini bitirdim. Okulumuzun yakınında Devlet Su İşleri 4. Bölge müdürlüğü vardı. köydeki tarlalarımızdaki küçük su kuyularımız yetersiz kalıyordu. Derin kuyu sondajı gerekiyordu. Kuyu ruhsatı almak için bir dilekçe yazdım, babamın ve amcamın adına yazdığım dilekçe de hem kuyu açtırma hem de kullanma ruhsatı için devlet su işlerine müracaat ettim. Böylece ruhsatlı kuyumuz olmuştu. Pancar ekimi çiftci için bulunmaz nimettir. Yazları pancar ekiminin yanında,fasulye ekimide yapıyorduk. Fasulye o yıllarda verim verirse iyi para ederdi. BİLİNMELİ Kİ FASULYE HASADI, ÇOK ZOR OLURDU. Koyun ve kuzu özellikle beslenecek kuzular alıp onları yaylım da besliyorduk. Pancar yapraklarının ve arazideki buğday anızlarının içerisinde yayılan Kuzular iyi besleniyor çok gelir getiriyordu. Devlet Su İşleri'nden aldığım kuyu açtırma ruhsatı ile tarlamıza bir kuyu açtırdık Tabii kuyu açan firma sağlıklı kuyu açamadı, kuyu derinliği 48 metreyi bulmadan kuyu göçtü, borular kuyuya indirilemedi, sıkıntılı bir süreçten sonra mahkemelik olmadan tekrar kuyunun borusunu biz almak suretiyle kuyu yeniden açıldı ve istediğimiz suyu elde edebilmiştik. 1974 senesinde babam 125 bin liraya amcamla ortak bir Ford 5000 lik süper traktör aldı. Bir müddet sonra bu traktörün ortaklığı da bitti. Babam Fendt Farmer Alman malı bir traktör almış. Adetin de genlerinde vardı aykırılık babamın. Bazen hiç olmayan işleri yapardı. O günlerde popüler olan Massey Ferguson yerine Fent Farmer traktörü tercih etmişti. Traktör güçlü olmasına rağmen Turbo keçeden sürekli yağ kaçırıyor çekiş gücü düşüyordu. Pek de verimli bir traktör değildi.Turbo keçe ithal, her yerde bulunmuyor,
Mark üzerinden satın almak pahalıya gelirdi. Sonraları konya sanayisi bu işi halletti. Yerli keçeler, yerli pistonlar üretti de Fentçiler kurtuldu. Bütün bu işleri yaparken Üniversite sınavına Ankarada ODTÜ yerleşkesinde girdim. Sınavdan bir gün önce gitmiştim, sıkıntı yoktu, kapılarda jandarmalar çoktu. Sınav sabahı ortalık yanıyor, kantinde bir kavga, jandarma müdahelesi... O ortamda girdiğimiz sınavın sonuçları Ağustos sonuna doğru elimize ulaştı.
Kazandığım bir okul yazmıyordu.
Ya biz tercih etmedik, sonradan okul tercih edecektik, yada okul tercihini yapmış ancak okul kazanamamıştık... Sistemi tam hatırlayamadım.
Babama bir yıl İskenderun demir çelik fabrikasında çalışayım dedim. Olmaz dedi. Git Ankarada oku. Elimde bir küçük standart radyo ile fasulye harmanının başında haberler dinler, ülkede hangi yüksekokulun açık kontenjanları vardır diye onu takip ederdim. Ankara'ya gitmeye karar verdik. Tam dört arkadaş Konya'da buluştuk.. Okul arıyorduk kendimize.. Eylül ayı, havalar güzel, cebimizde para yeterli. Desemki eski beşbinlikten bir tane yalan söylememiş olurum. Ver elini başkent. Ankara mühendislik fakültesi kontenjanları dolu. Bizde Teknik okullar bölgesinde kendimize uygun bir okul ararken, önce iki yıllık, sonra dört yıllık Teknik Yüksek Öğretmen Okuluna kayıt olmaya karar verdik. Okul ön kayıt, yazılı sınav, mülakat ile öğenci alıyordu. Ankarayı gezelim yarın kayıt yaptırırız derken, yolumuz Gençlik parkına düştü. Bul karoyu, al parayı diye bağıran bir tezgahta paraları üttürdük. Akşam oluyordu.. Yatacak yer yok, parada fazla yok. Ülkü Ocakları Genel Merkezi Ankara Demirtepede, rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu genel başkandı. Durumu anlattım, referans evrakları ile bizi Site Yurduna yolladı.Demirtepe Cebeci arası belki sekiz on kilometre yürüyerek dört arkadaş yurda geldik. Merhaba Ankara, Merhaba Site, Merhaba Beşevler, Merhaba Teknik Öğretmen... 1976-77
Öğretim yılında bir valiz, yeni aldığım kışlık bir palto, dikindiğim siyah boydan çizgili takım elbise ile Makina 1 /B sınıfında okumaya, site yurdu B Blok 216 numaralı odada kalmaya başladım... Baki selamlar, yorumlarınız elbette olacaktır.
Pancar tarımı, fasulye tarımı, kuzu yaylımı, alım satımı, herbiri ayrı bir dünya...
Hele bunların çeşnileri yok mu? Ne zor, ne tatlı, ne güzel günlerdi...
Hoşcakalın...

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Güvenlik Kodunuz 23967

Kullanıcı Adı

  • Ergin
    4 Mart 2021 Perşembe

    Hocam bu yazdıklarını yeni nesil hiç anlamaz, eski anıları canlandırdınız. iyi güzelde olmuş anılarınızı okuyorum. elinize sağlık


[1]

Tüm yorumları okumak için tıklayın

 
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRx
Ramazan Bayramı’nda bakkal ve marketler açık mı? Online sipariş saatle
Ramazan Bayramı’nda bakkal ve marketler açık mı? Online sipariş saatle
AB, AstraZeneca’ya ikinci kez dava açtı
AB, AstraZeneca’ya ikinci kez dava açtı