Ereğli’de Eski Sebze Pazarı ve Civarı

Ereğli’de Eski Sebze Pazarı ve Civarı

YAZI-YORUM, YAZACAĞIM BİLDİKLERİMİ-ONSEKİZ

Ereğli’de Eski Sebze Pazarı ve Civarı

Dr. Yusuf KILINÇ

2021-04-21 16:14:01
İzlenme : 180

Babama mektup yazdığım da Malatya'dan, zarfın üstüne Alıcı Şevki Kılınç Sebze Pazarı Civarı Sevil Berberi No 27 Ereğli/Konya diye yazardım 73' lerdeki posta adresine. İstanbuldan çağrılı telefonda arayacaksam amcamı sayınlar pasajı sebze pazarı civarı terzi diye kayıt düşerdim fatih ptt sine..

Hey gidi günler hey. Alpaslan mahallesinin batıya uzanan son caddesi, Hacı Mustafa caddesi ile keşişir, hafif bir rampa kıbleye doğru tırmanır, karşıda kocaman Ulu Camii minaresi görünürdü.Tam da buradan gözükmeye başlardı, sebze pazarının baraka dükkanlarının kuzey tarafındakileri. Konum olarak boyacı Ali mahallesi ile Ulu cami arasında konuşlandırılmış belediye dükkanlarının arasında idi sebze pazarı..

Rampadan tırmanırken sağda kasap Hüsnünün dükkanı, hanımı fındıkçıların fadimana teyze.. Az ileride Refik Kocagilin biraz çukurdaki evi. Evin havlusunda bir çift at ve arabası... Evin hanımı şalvarını giymiş, atlarını arabaya koşmuş, deh dediği zamanda ben çocuktum.Çok yaman çalışkan bir hanım olmalıydı.Rampanın hemen sonunda sağdaki evde Çorcorun Nevziye oturuyordu. Çorcor kocası mı yoksa babasının lakabı mı bilmiyorum. Konuşkan, hoş sohbet, sarışın bir teyze idi. Kocasının ya da babasının resmi cellat olduğunu kensinden dinlemiştim. Bu üç çalışkan, baskın, olgun Türk kadınını, teyzemizi bende bıraktıkları olumlu izlerinden dolayı hatıralarım arasına aldım.

Sebze pazarının oluşumunu, kuruluşunu bilmiyorum..Pazarın orta yerinde büyük bir çınar ağacı, ağaçın gölgelediği kocaman bir kahvehane vardı. Kahvehaneyi Bulgurluklu Kara Mustafa işletiyor, Hakkı dayı ocakta çay demliyor, bazende askıcı olarak çaylar diye çay dağıtıyordu. Pazarın iç yüzüne bakan dükkanlar ile dış yüzüne bakan dükkanlar sırt sırta inşa edilmiş, yan duvarları ortak, yığma tuğladan, alanı en fazla on altı metre kare kadardı.Arkalı önlü iki dükkanı olanlar dükkanları birleştirerek büyütmüşlerdi.

Pazarın Ulu Camii ye bakan güney kısmında iki katlı yığma Belediye Binası, tabanları ahşap döşeme, merdiven trabzanları basamakları da ahşaptan yapılmıştı.
Pazarın doğu güney köşesinde umumi bir tuvalet vardı. Erkekler içindi, sonraları belediye tarafından bir kapı açıldı, bayanlar için.. Tuvaleti müstecire verirdi belediye. Bor'lu Hacı Emin tuvalet ücretini büyük on kuruş, küçük beş kuruş alırdı. Büyük paraydı o zamanlar.. Demirden tuvalet kapıları, kapıların üstüne yukardan açılmış küçük delikler.. Küçük ihtiyaç lar için ayakta yan yana ince beton plaklarla ayrılmış odacıklar vardı.Küçük parası veripte büyük abdest bozanları tuvaletçi takip ederdi.

Pazarın iç kısmında sebze satan manavlar, kavaflar, sepetçiler, testiciler, ayakabı tamircileri yan yana sıralanmışlardı.. Çayan Ali en ünlüleri sebzeci esnafının. Dili tatlı nüktedan, yok yoktu sebze meyve cinsinden. Her şeyi bulundururdu. Haftada bir gün perşembe pazarına gelen köylüler maddi durumu iyi ise kocaman bir sepet, veya orta boy bir sepeti bırakır, ali emmi onların siparişlerini hazırlardı. Fıkraları, hayal ürünü sözleri, kendine göre şivesi bizleri hep mesut etmiştir.
Yaşayan çocukları Ömer öğretmen, şahin zabıta, suat çok güzel kibar saz çalar türkü söylerdi. Oğlu
metin rahmetli oldu. Çayan Ali, olmadık akla gelmedik hikayeler anlatır, uydurur, güldürür, kırır geçirirdi milleti.

Perşembe günleri, yağ satıcıları, meyve kuruları, ceviz, pekmez, üzüm satıcıları köylerden gelirler tezgah açarlardı.Köylü pazarı yaz günleri sabah beşte kurulur, öğle sonu biterdi. Sepetci Mustafa boy boy sepet satardı.

Pazar filesini memurlar, eşraf,şehirli bayanlar kullanırdı. Sepetlerini üç tekerlekli, önünde küçük bir taşıma kasası olan bisikleti ile taşırdı. Ne sakin bir insandı sepetçi mustafa. Bastacı derlerdi manavların bir kısmına. Jandarma Omar Akhüyük köyünden şehire göçmüş sebze satardı pazarda. Kavafiye ayakkabı demekti, terlik demekti. Naylondan, lastikten, kauçuktan her tür ayak giyeceğini satana kavaf derlerdi.

Kavaf Mehmet Emin Kütük yörük memedimin, Hanefi Öztürk, Acıkuyulu Mesut ayakkabı satanlardan bazıları. Esnaf Ali Kütük için vatandaş Alibay derlerdi. Çemen tatlımsı acı bir katıktı. Çemenci Anşana meşhurdu. Anşana aba tuvalet parasını pahalı bulur, bulunduğu yerdeki bastacı tezgahını siper eder, küçük abdestini olduğu yere bozarmış. Ortalığı sidik kokusu aldığında zabıtaya şikayet etmişler, böyle böyle yapıyor diye. Demiş ki ben oturuyor yapıyorum. Erkekler ayakta yapıyorlar deyince bir kahkaha kopmuş çarşıda. Testici Aydoğdu ve Gündoğdu kardeşler. Nevşehir Avanos 'tan gelmişler. Desticiler diye meşhur olmuşlar. Eskiden bocut derlerdi testiye. Ağız kısmı sırlı, dışı sırlı kocaman testiler, küçücük bocutlar satarlardı. Kiremitin toprağından çanak, çömlek, tava da satarlardı.

Fertekli Mahmut Nigde fertek den gelme Ereğliye, Aksekili Kazım oğlu süleyman bakkallık yapıyor, hoca derdi esnaf kendisine. Pazarın en hareketli kısmı kuzey ve batı dış cevresi idi. Yönünüzü kıbleye döner sağ kolunuzdan batıya doğru giderseniz, sütcü ahmet, sabahları süt kaynatır, yumurta haşlar,
öğleyin yoğurt, sucuklu yumurta yapardı küçücük köşedeki dükkanında. Sırayla, berber mahmut, bakkal osman alper, bakkal necati, bakkal hacı emin baykondu, hortulu ziya emmi, berber yusuf, terzi necati, manav cemil tengir, berber şevki, berber mustafa, ayakkabıcı mükremin, sebzeci avni sıra sıra dizili dükkanlarında öyle mutluydular ki..

Pazarın batı tarafında bakkal ramis ayata, tam köşede halıcı kerim. Pazarın çevresindeki karşı yönde sıralanmış esnaflardan aksekili toptancı mehmet erbaş (yahudi mehmet), ışıkcı mobilya kadir ışıkçı, ismet imdat kardeşlerin meyhanesi.
Çillerli meyhaneci kardeşlerin beyti kebabları, adana acılı kebablarını yemek bir ayrıcalıktı. Pikaplarda plaklar dertli çalar, herkesin giremediği bu meyhanede ağalar rakı içerdi.

Yaylalı 'nın kahvesi , sonradan lokanta oldu.Boğaziçi lokantası, siz kıymalı patatesi bilirmisiniz, salih ustanın maharetli elleri lezzetin ustasıydı, parmaklarınızı yerdiniz. Rüştü Akdağ ve oğullarının işlettiği lokanta çarşının gözdesi idi.Kuru fasulye, pilav, patlıcan kebab olmazsa olmazdı.

Lokantanın altında bodrum katında gazozcu süleyman amca fertek gazozlarını üretir, kalıp kalıp buz imalatı yapardı, buz kalıplarını hastaneler, dondurmacılar, meyhanelere satardı. Lokantanın yanında berber ibrahim, terzi hüseyin, şarapcı İsmail, köşede tekel bayii galip demirtaş, ona bitişik terzi İzzettin Süllü vardı...

Bütün bu saydıklarım bizim coçukluk ve gençlik yıllarımızın tatlı, naif, özlem dolu hatıraları..Cıvıl cıvıl kaynayan çarşı, eş dost buluşması köylü şehirli kaynaşması, köy dolmuşlarının hareket merkezi idi.

Babam berberdi. Her yöreden müşterisi vardı. Nüfüscu mustafa efendi kibar devlet memuru, traşı için iki buçuk lira verir, yirmibeş kuruşda bahşiş atardı. Büyük paraydı o yıllar. Köyden gelenler genelde varlıklı olanların dışında orta halli idiler. Bir lira traş parası, belki on kuruş bahşiş verebilirlerdi.

Sonra 90 lı yılların başında tılsımlı bir el değdi sebze pazarımıza , Belediye Başkanı Kenan Akpınar'ın eli. Önce pazarın içerisindeki çınar ağacı kesildi , kara mustafanın kahvesi yıkıldı. Hafriyat başladı, altı oyuldu. Dükkanlara dokunmadılar önceleri. Ucube bir betonarme çok katlı işyeri yükseldi pazarın içinden. Olurdu olmazdı tartışması on yıl sürdü.

Ulu camii vardı, kervansaray vardı, bedesten çarşıları vardı etrafı vakıf eserleri ile doluydu yeni dikilen betonarme çok katlı iş merkezinin.
İnşaata başlandı ama bitirilmedi.

Hak sahipleri hakkını alamadı. Dış dükkanların müşterileri azaldı, cadde sessizleşti, geceleri sıkıntılı, gündüzleri yalnızlaştı. Yavaş yavaş suyu çekildi adeta o cıvıl cıvıl insan selinin.

Kentsel dönüşümün verdiği rahatlıkla dönemin Belediye başkanı Hüseyin Obrukçu betonarme yapıyı, temizledi. Yıktı, yumdu, kenarlardaki dükkanlarıda işin içine kattı, kocaman bir meydan açtı.

Orada yıllarca hatırası olanlar bakakaldılar.. Kimisi hak ettiği kadar bir bedel, kimisi hakkından aşağılarda bir değer, kimisi mahkemelerin takdiri kadar maddi karşılığını alarak tarihe karıştı..

Ulu Caminin önünde, kervansarayın yanı başında, bedesten çarşısının girişinde büyükçe bir meydana kavuştu Ereğli. Bizim nesil sebze pazarının yapıldığı yılları bilmedi, yaşı yetmedi.
Bizim nesil sebze pazarının işlevini bütün ruhuna, içine ceke çeke yaşadı. Bizim nesil sebze pazarının can çekiştirildiği, yok edildiği yılları gördü.

Keşke hatıralar yaşatılsaydı. En azından bodrumlu, kesme taştan zemin üzerine tek kat inşa edilmiş küçük işyerleri yapılabilseydi.
Kesme taş sırıtmaz dı, Konyada örnekleri vardı..
Oradaki esnafın yaşayanları yaşıyorsa mutlu olur, ölmüşlerse evlatlarına hatıra kalırdı...
Baki Selamlar.

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Güvenlik Kodunuz 18957

Kullanıcı Adı

 
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRx
Ramazan Bayramı’nda bakkal ve marketler açık mı? Online sipariş saatle
Ramazan Bayramı’nda bakkal ve marketler açık mı? Online sipariş saatle
AB, AstraZeneca’ya ikinci kez dava açtı
AB, AstraZeneca’ya ikinci kez dava açtı