BİZLER İÇ ANADOLU’DA DERYA GİBİYİZ

BİZLER İÇ ANADOLU'DA DERYA GİBİYİZ

DR.YUSUF KILINÇ’IN KALEMİNDE

BİZLER İÇ ANADOLU’DA DERYA GİBİYİZ
2020-12-27 09:42:25
İzlenme : 555

Yusuf hocam merhaba, Facebook daki yazını okudum. Evet, günümüzün ve hatta önümüzdeki yılların en önemli problemi. SU SAVAŞLARI !.. Söylenecek o kadar çok şey varki ! Bu satırlar yetmez.. ilk olarak şunu yazmak isterim, öncelikle maalesef sizin Konyalılar başta olmak üzere, bitmez tükenmez çok kazanmak aşkı uğruna, benim ve senin bildiğin en az 40 yıldan beri, fütursuzca yer altı sularını çektiler !.. sanki, Altın yumurtlayan tavuğu kestiklerinde, hepsini alaçaklarını zannedenler gibi !.. özellikle sizin bölgede, yeraltı su seviyeleri, 50-100 m daha derinlere indi ! Neticesinde, obruklar oluşmaya başladı, çevredeki bazı göl ve sulak alanlar kurudu ve kuruyacak. Daha çok bilgi verebilirim ama gereği yok. Şimdi, diğer taraftan bakıyorsun ! Bilen de, bilmeyen de konuşuyor !.. suyumuzu da çaldılar diye ! Hatta, ilginç bu durum hükümet ve Tayyip düşmanlığına kadar gidiyor !.. Bizler, doğruyu ve yapılanları görmeliyiz !.. Doğru yapan, düşman bile olsa !.. takdir etmeliyiz !.. Mesela, eski orman bakanı ve DSİ̇ genel Md. Veysel Eroğlu, çok uzun yıllar bu sahada etkiliydi ve şimdi de bildiğim kadarıyla perde arkasında ... Bu konuda çok şeyler yaptı, yapıyor da !.. Ama, gören yok. Ben yaklaşık, 20-25 yıldır bazı DSİ̇ projelerinde bulundum. Mesela, 10 yıl önceki 1000 günde 1000 gölet vb. Projelerde. Benimde, verdiğim bir çok seminerde, bu ülkeye SUYUN TUTULAMAYACAĞI yerlere, MEMBRAN KAPLAMALI GÖLETLERİ önerdim ve 100 lercesi, bu ülkede yapıldı. Örnek olarak, biraz çevrene baktığında, özellikle bizim yörüklerin yaşadığı diyarlara Karaman vb. Çok membran gölet yapıldı. (Bu arada, Veysel Eroğlu da, Afyonlu bir yörük bildiğim kadarıyla) Şimdi, devlet son zamanlarda, yeraltı barajı projelerine çalışıyor ve yapıyor ? Vatandaş bunları çok bilmiyor !... ama sonuçta, doymaz nefse sahip olan bizler ! Rabbimizin bildirdiği gibi yaşamıyor ! Hepsi benim mantığı ile, çevremizi Kerbelaya çeviriyoruz. İlginç bir bilgi daha vereyim, dünya var olduğundan beri, her yıl aynı miktarda, ne bir damla fazla nede eksik yağışlar bu dünya üzerine düşüyor ve bu döngü devam ediyor !.. Ama, değişen şu, çok çeşitli sebeplerle (burada yazmak çok zor) bu miktar her yere eşit dağılmıyor !.. Artık, bilimsel sebepler yanında İlahi sebepler de var !.. Neyse, konu çok uzun, yazmaktan ziyade, konuşmak lazım ! Ama, en önemlisi de ibret almak lazım !.. Rabbim, bir karıncanın bile su ihtiyacını veriyor da ! Biz onu bile, ondan çalmanın peşindeyiz !.. şükür yok ! Had bilme yok !.. küffarla, 7 düvelle mücadele ediyor bu toplum, birileri çıkıyor (içimizden !) düşmana (ABD ve türevlerine) eman diliyor !.. manda diliyor !... Milliyetçi diller ise LAL olmuş ! Susuyor ! Birlikte, yan yana olmağa devam ediyor ! Bak, hikaye nerelere geldi ! Suya ihtiyacımız mı var !..
Yörük/Türkmen/Bekdik Ereğliye ne zaman yerleşti? Prof. Dr. Salih YILMAZ Türklerin Orta Asyadan serüveni 1071 Malazgirt Savaşı öncesine kadar dayanmaktadır. Selçuklular Döneminde Türkmenlerin önemli bir kısmı Muğla, Balıkesir ve Aydın yörelerine yerleştirilmiştir. Selçuklular yerleşimleri belli kurallara bağlı olarak yapıyorlardı. Boylar toplu halde yerleşecekleri yerlere göç ettiriliyordu. Selçuklular döneminde Derbentçiler olarak tanımlanan Yörük tayfaları Ereğli bölgesinde tehlikeli geçit ve yolları muhafaza için yerleşmişlerdir. Osmanlı Devleti 1700-1900 yıllarında ise merkezi teşkilatın bozulması ve vergi toplayamama gibi nedenlere bağlı olarak konargöçer Türkmenlerin obalarını dağıtarak 10-20li gruplar halinde Ereğli bölgesine yerleştirmiştir. Türkmenlerden 1700-1934 yılları arasında Dönel, Gökler, Gurbetler, Horzum, Honamlı, Melikli, Melli (Melicek), Menemenci, Taş, Tırtar, Saçıkaralı (Karaburun Köyü) obaları dağıtılarak Ereğlide zorunlu iskâna tabi tutulmuşlardır. Bu obaların birçoğu Toroslarda konargöçerlik yapan Türkmen boylarıdır. Osmanlı Devleti, Toroslarda yaşayan bu Türkmenleri ilk önce Çukurovaya yerleştirmiştir. Fakat bataklık ve sivrisinek sebebiyle Türkmenler yeniden Toroslara çıkmışlardır. Avşarlar olarak nitelenen bu Türkmenler Osmanlı tarafından savaşla hâkimiyet altına alınarak bazıları Toroslardan bazıları da Adana ve çevresinden toplanarak 10-20li aileler halinde Ereğliye iskân edilir. Bazı boylar yerleştikleri köylere kendi boy isimlerini vermişlerdir. Melicek Köyü bunlardan birisidir. Benin dedemin babası da Çukurova Bölgesinden getirilip Çimencik bölgesine yerleştirilmiş Yörüklerdendir. Anne tarafım ise Divleden getirilerek iskan edilmiştir. Dedem ve onun babası Çimencik, Karaburun, Böğecik gibi köylerin ilk kuruluşunu ve muhtarlıklarını yapmışlardır. Osmanlı dönemi ve Cumhuriyet döneminde belgelerde muhtarlık mühürleri hala kendi isimleriyle gördüğümde ben de aslında bunu yeni öğrendim. Yörük ve Türkmen kavramı aynıdır. Fakat Karamanoğlu Beyliğinin hâkimiyetinde olanlar ile Osmanlı hâkimiyetinde olanlar arasında fark olması amacıyla Osmanlı Devletinin kendi hâkimiyetindekilere Türkmen dediğine dair rivayetler mevcuttur. Bunun nedeni ise Karamanoğulları Beyliğinin Yörükler üzerindeki tek hâkimiyet kurmasını engellemektir. Ereğlide Türkmen, Bekdik veya Yörük olarak nitelendirilenlerin hepsi Avşar boyuna tabidir. Bekdikler sadece Ereğlide değil Karaman, Kırşehir, Nevşehir, Aksaray, Kahramanmaraş ile Suriyede Halep, Rakka, Afrin, Hama, Humusta da yaşamaktadırlar. Bekdikler de Avşar boyundandırlar. Günümüzdeki Bekdiklerin Maraştan geldiği söyleniyorsa da aslında ilk çıkış yerleri Suriyenin Halep Beğliği bölgesidir. Dulkadiroğulları Beyliği güçlenmesiyle Anadoluya gelmişler ve Osmanlılar döneminde 19.yüzyıla Maraşta Dulkadiroğulları-Bayazıtoğulları kavgaları sebebiyle Osmanlının temsilcisi olan Bayazıtoğulları ile hâkimiyet mücadelesinde Osmanlıya karşı savaştıkları için bu bölgeden alınarak Anadolunun farklı illerine dağıtılmışlardır. Ereğli de yerleştirildikleri önemli bölgelerdendir. Osmanlı arşiv belgelerinde Begtuk olarak geçmektedirler. Günümüzde Ereğlideki Bekdikler önce Anadolu sonra Halep sonra yeniden Maraş ve çevresinde Dulkadiroğlu Beyliği içerisinde yaşarlarken Ereğliye getirilmiştir. Dulkadiroğlu Beyliğinden getirilen Türkmenlerin önemli bir kısmı da Karacadağ Bölgesine yerleştirilmişlerdir. Dulkadiroğulları ve Ramazanoğulları 12-13.yüzyılda Çukurova bölgesinde üstünlük sağlamıştır. Moğol istilası döneminde Çukurova Bölgesinde yaşayan Türkmenler Halep ve Rakka bölgesine göç etmişlerdir. Moğol hâkimiyeti sona erdikten sonra da Osmanlı döneminde Anadolunun farklı bölgelerine göç ettirilmişlerdir. Göç ettirildikleri bölgelerden birisi de Ereğlidir. Örneğin Osmanlı Devletinde Sultan IV.Murat'ın Bağdat seferi dönüşü verdiği 1635 tarihli bir fermanda: Maraşta yaşayan Bektük nam cemaatinden 300 hane Karaman Ereğlisi Horti Derbendine, 300 hane Konya Kadınhanı Derbendine iskan eyleyüp....'' yazmaktadır. Ereğlide Hortu kasabasına getirilen Bekdikler Osmanlının belki de Ereğliye yerleştirdiği ilk Bekdik taifesidir. Buraya yerleştirilenlerin bir kısmı Aksaray ve Şereflikoçhisar taraflarına kaçmışlardır. 1709 yılında kaçanlar yeniden Maraşa götürülmüşse de bir süre sonra Aksaraya göç etmişlerdir. 1722-1723 yıllarında Hortu kasabasına yeni Bekdikler getirilmiş ve zorla yerleşime tabi tutulmuşlardır. 1743 yılında 3. Bekdik yerleşimi Ereğliye yapılmıştır. Ereğlideki Bekdiklerin farklı zamanlarda bölgeye iskân edildiğini söylemeliyiz. Osmanlılar günümüzde Dağlı olarak nitelendirilen Karacadağ Bölgesinde de 1700lü yıllarda Türkmenleri göç ettirmiştir. Emirgazi ve çevresindeki Türkmenler de Avşar ile Salur boyundandır. Osmanlı Devleti bu bölgeye hem Karaman yani Toroslardan hem de Dulkadiroğlu Beyliği topraklarından Türkmenleri yerleştirmiştir. Atçeken olarak da adlandırılan bu Türkmenler, Karamanoğlu Beyliğinin en savaşçı ve güçlü Türkmenlerinden iken Osmanlı hâkimiyeti döneminde Toroslardan bir kısmı Balkanlara bir kısmı da Emirgazi/Karacadağ çevresine göç ettirilmiştir. Karacadağ çevresinde 1700 öncesinde de Türkmen aşiretleri vardıysa da asıl günümüzdeki yerleşim biçimini Osmanlıların 1700 sonrası Toroslardan getirip iskâna tabi tuttuğu Avşar boyları oluşturmaktadır. Karacadağ Bölgesi aynı zamanda Osmanlı-Karamanoğlu beyliği çekişmesinde Türkmenlerin kaçıp saklandığı veya yerleştiği bir bölge de olmuştur. Çünkü bu Türkmenler, Osmanlıya karşı mücadele etmişlerdir. Zanapa/Halkapınar/Kakçı olarak nitelendirdiğimiz bölge ise eski bir medeniyet merkezidir. Bu bölgedeki köyler ise tarihte Osmanlılar tarafından iskâna çok fazla tabi tutulmamışlardır. Daha çok Toroslarda eski gelenek ve adetlerine uygun biçimde yaşamaya devam etmişlerdir. Halkapınar köyleri belki de Avşar geleneklerini en fazla muhafaza eden Türkmen bölgeleridir. Karamanoğlu Beyliğinin etkisi daha fazla görülür. Yani bugün Ereğlide kendisini Yörük, Bekdik, Ayrancılı, Kakçı,Türkmen, Dağlı olarak nitelendiren grupların hepsi Avşar boyundandır. Diyeceğim o ki Karaman, Ereğli, Karapınar, Halkapınar, Emirgazi, Nevşehir, Aksaray birbirinin devamı ve aynı kültürel özelliğe sahiptir. Yoğun olarak Avşar boyundan gelmektedir.

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Güvenlik Kodunuz 43493

Kullanıcı Adı

 
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRx
Son 24 saatte Covid’e 210 kurban verdik
Son 24 saatte Covid’e 210 kurban verdik
ANKARA EREĞLİLİLER DERNEĞİNİN (ANERDER) BİR İSTEĞİ VAR
ANKARA EREĞLİLİLER DERNEĞİNİN (ANERDER) BİR İSTEĞİ VAR