1970’ den 80 ’ne NELER DEĞİŞTİ NELER?!!

1970' den 80 'ne NELER DEĞİŞTİ NELER?!!

DR.YUSUF KILINÇ YAZI-YORUM, YAZACAĞIM BİLDİKLERİMİ-ALTI

1970’ den 80 ’ne  NELER DEĞİŞTİ NELER?!!
2021-01-07 19:42:01

Menderes iktidara geldiğinde sene 1950, iktidardan gittiğinde ise sene 1960 idi.
Menderes ülkenin genelinde toprak dağıtımı, Marshall yardımı gibi projeler uyguladı. 955,56,57,58 li yıllarda ovada evli, köyde oturur, genç nüfus tapulu topraklara, hemde hatırı sayılı topraklara sahip oldular..Atadan kalma,
At pullukları, mandalar, öküzler yeterli değildi tarlaları işlemek için.
Her köyün ileri gelenleri, ağaları, varlıklıları tek başına yada dört kişi birer teker, iki kişi ikişer teker ortaklı traktör aldılar. Massey Harris, John Deere, Türk Traktör, Bolinders, Major Ford marka traktörler günlerce çekili pulluklarla tarla işledi, ekim yaptı. Bir köyün bütün işini bir yada iki traktör görüyordu.
AH MENDERES, GARİP, MAHSUN, MAĞDUR, GURURLU, KİBİRLİ, MASUM MENDERES İDAM EDİLDİĞİNDE arkasından ağlayanlar, toprak sahibi yaptığı, fakirlikten kurtardığı köylülerdi. Topraklarda sulama sistemleri yoktu. Kıraç topraklar çok fazla verim vermez, yıllara göre iyi yağmur düşen zamanlarda verim alınırdı.
On senelik iktidarında yanlışları elbetteki olmuştu. Ama her şeye rağmen asılmamalı idi.
Yunanistan Karamanlisi Yurt dışına göndermiş, yıllar sonra vatanına kabul etmişti. Bizde de aynı durum olabilirdi.
70 li yılların başında tarlalara küçük 4 lük kuyular açıldı. Gümüş motorlar Alman Patentli PANCAR MOTOR olarak her tarlada gece gündüz yer altından su çekti durdu. 67 li yıllarda köylü pancar ekimi ile tanışmıştı. Atların çektiği pancar ekim mibzerleri pek kıymetliydi.70 li yıllarda ovada sulu tarım başladı. Verimler artmış, ekinler biçerdöverlerle derilmeye başlanmıştı..
Pancarlar bel denen çatal aletlerle sökülür, yığın yapılır, kesim yapılır traktör yada at arabaları ile VAGONLARA yüklenmek üzere şehre getirilirdi.
Yıllar geçtikce traktörler yenilendi, çeşitlendi.. Massey Ferguson 35 lik, 65 lik, 135,165,265 serilerini üretmeye başladı ve köylü bu tarzı benimsedi. Bunun yanında Ford 2000,2600,3000,5000 lik seriler ile süper ford 5000 lik traktörler üretti. Bu traktörlerde bize uyumlu idi. Yıllarca mavi rengi ile kapıları süsledi.. Massey Ferguson kırmızı, John Deere yeşil renkli idi.Bir de Fıat 480,Fıat 640 lar vardı. Onların rengide turuncu.
Gümüş motorların bakımı, servisi için Alman mühendisleri köy köy dolaştılar. Orta okul ikinci sınıfa yeni geçmiştim. Almanca dersi görüyorduk. Sarışın, mavi gözlü iri yarı Almanlarla "İch Heisse yusuf,," die feld ist gürün" diye pata küte konuşunca, hiç unutmam adamlar.. Ya, ya ya.. gut, gut, gut, evet evet, iyi
"sehr schön" çok güzel diyerek kıraç topraklarda bu cılız Türk çocuğuna hayranlıkla bakmışlar, belkide kendileri ile övünmüşlerdi. Yıllarca unutamadım bu güze anılarımı.
Küçük kuyular iş görmez oldu. Verimli değildi. Köylü yavaş yavaş para görmeye başladı.
DEMİREL İKTİDARI gerçekten köylüden yanaydı. İnsanlar tarlalarına 60,70 metre derinliğinde kuyular açtırdılar. 6,lık dediğimiz borulardan traktör kasnakları yardımı ile bolca suya kavuşuldu. İnsanlar iki traktör sahibi, hiç olmayanlar traktör almaya başladılar..Toprak Mahulleri Ofisi buğday alır, banka kredi verir, zirai donatım kurumları, tarım krediler ekipman destekleri sağlardı.
75, 76, 77 li yıllarda özellikle yurt dışından kullanılmış traktörleri Nevşehir 'li esnaf bizim köylere çokca satış yaptılar.. Unutmam, biz 74 senesinde ikinci el süper ford 5000 traktöre 120 bin tl verip almıştık. Amcam Massey Ferguson 265 traktörü ikinci el 112 bin 500 tl ye almıştı..
68 li yıllarda başlayan sol hareketlenme genellikle büyük şehirlerde öğrenci olayları, direniş, çatışmalar şeklinde cereyan etmiş, 68 kuşağı diye bir kuşak ortaya çıkmıştı. Henüz, küçük yerleşim yerlerinde toplumsal bir kargaşa, karışıklık yoktu. Büyük şehirlerde iş çığırından çıktığında 12 mart 971 muhtırası ile Demirel hükümetinin sonu oldu. Olaylar duruldu, Türkiye sancılı bir dönemden yine sancılı bir döneme evrildi.İdamlarla biten bir süreç hiç unutulmadı..
Burada bu tarihsel süreci tartışacak değilim. Ülkeye, demokrasiye, gençlere yazık oldu..
Kendi çıkış noktalarında haklı gördükleri davalarında kalamadılar, anarşiye sürüklendiler, itildiler, vuruldular, asıldılar. O süreci Türkiye çok tartıştı. Yazıldı, çizildi.. Zaten bu yazının kapsamını aşar.. Bunları yazacak yer ve zemin bulduğumda hiç çekinmeden doğruları
yazabilecek kalemimin olduğunun bilinmesini isterim.
75 li yıllar geldi çattı. 974 Kıbrıs
barış harekatının siyasi kahramanları ECEVİT ve ERBAKAN bir hükümet orkaklığı yaptılar, koolisyon hükümeti kurdular.. Bal ayları kısa sürdü. 77 seçimleri Demirel, Türkeş, Erbakan, Ecevit, Bozbeyli gibi siyasi
önderleri parlementoya taşıdı. Ülke tekraren geriliyor, siyasi demeçler sertleşiyor 70' li yılların aksine, gençler, toplum, bürokrasi hızla guruplaşıyordu. Adına sağ sol çatışması denen çok tehlikeli kavgalar bu sefer köylere kadar yayılmaya başladı.Huzurumuz kaçmıştı.
Elektriğe, şehirli nin içtiği suya hasretti köylümüz köylerimiz. YSE unutulmaz hizmetler yaptı.YSE Yol, Su, Elektrik demekti. Yolu olmayan köylere yol, elektrik olmayan köylere elektrik, suyu olmayan köylere içilebilir sular getirildi.
Köylü ham, kurtlu sulardan, idare lambalarından, gaz lambalarından (çıra) kurtulmuştu.Her köy ışıklara kavuşmuştu. Aman Allahım ne mutluluk.
Biz şehirde oturuyorduk, ama bedenimizin yarısı köyde, ruhumuz köye bağlıydı...
Düğünlerde artık eskisi gibi uzun sürmüyor, yeni moda caz, orkestra, dans, twist, gibi alafranga yaşam biçimi şehirlerden köye yansımaya başladı.
Küçüktüm, Yukarı Göndelen köyünden Yusuf Baş (başca yusuf) derlerdi, Abdurrahim ilkokuluna ait düğün salonunda evladının birine düğün yapıyordu.
Defçi Hasene abanın torunları orkestralarının başında caz cuz, taka tuk vurduklarında bizim fesli, şalvarlı, işlikli analarımız, abov, anam bu ne diyo, daha neler göreceğiz bacım diye
gülerlerdi.Yusuf Ağanın kızı saçını kuaföre yaptırmış, yüksekce toplatmış bağlatmış, salona girdi, babası gördü, bastonu elinde kızının saçına doğru hamle yaptı, yavrum bu ne böyle Ulu Caminin kubbesi gibi dediğini hatırlarım.
Cazcı mehmet ocak başında oturup durduğunuzu zannetneyin, MODA BU MODA BU
diye bas bas bağırır dururdu.
Hey gidi günler hey. Neler değişti neler.
Söylenecek söz çok, yer az. Sıkmamak lazım biraz, dereyüzünde olurdu üzüm kiraz,
Gelirdi ovaya, buğday, yumurta, yünle yapardık takas.. Baki selamlar. Hoşca Kalın...

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Güvenlik Kodunuz 91678

Kullanıcı Adı

 
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRx
Avrupa’nın atıkları en çok Türkiye’ye gidiyor
Avrupa’nın atıkları en çok Türkiye’ye gidiyor
Evini kumarhaneye çevirmiş, cezası ağır oldu
Evini kumarhaneye çevirmiş, cezası ağır oldu